Vârolmayan Tanrı – Gantz

Bu anime bolca şiddet ve cinsellik içerir. Eğer bu konularda hassas biriyseniz okumamanızı tavsiye ederim. Ve tabii ki bolca spoiler’a da hazır olun. Gonzo stüdyosunun 2004 yapımı olan bu animenin 26 bölümden oluşan 2 sezonu bulunmaktadır. 1 manga serisi, 2 live-action filmi, 1 Playstation 2 oyunu ve 3 boyutlu bir animasyon filmi olan Gantz: O vardır. Gantz drama, aksiyon, bilimkurgu türlerinin buluştuğu bolca kan ve çıplaklık ile hoşunuza gidecek bir anime. Fakat anime çoğu zaman drama yerine boş boş yaşanan ve de vakit kaybı olan dramatik krizler ile vakit öldürüyor. Ve ister istemez izleyeciyi sıkabiliyor. Hele o intro.. Animelerden her zaman iyi intro beklemek yanlış ama bu intro gerçekten kötüydü, özellikle böyle az bölümü olan bir animeysen daha çok çalışmalı ve ortaya daha kaliteli bir iş koymalısın. Şimdi Death Note ve Code Geass örneği vereceğim ama hem çok popüler hem de animeye başlayacak insanların ilk izleyeceği animelerden olduğu için bu örneği vermek isityorum. Şöyle ki Death Note ve Code Geass diğer uzun soluklu serilere kıyasla daha az bölüm sayısına sahip olup mükemmele yakın olan kaliteli işlerden bir kaçı. Ve her iki animenin iki sezonu bulunmaktadır. Code Geass için en azından şu anlık iki sezona sahip demek daha doğru, ana seriden sonra çıkan stand alone‘lar buna dahil değil tabii ki, neyse konumuza dönersek, bölüm sayısı az olup kaliteli iş yapan ve bu sırada akılda kalıcı sahneleri ve özellikle müzikleri ile bizleri büylemiş animelerdir. Fakat Gantz’ta Gantz’ın radyo şarkısı dışında sadece duygusal parçası akıllarda yer ediyor. Bunun haricinde akılda kalıcı bir müziğe sahip değil.



PLOT.

Bir grup ölü insan, gizemli siyah bir top olan Gantz tarafından diriltilir ve Dünya’da saklanan uzaylılarla savaşmak için Tokyo’ya yollanır. Kişilerin orijinal bedenleri yok olur ve Gantz’ın odasında bulunan bedenleri ise sadece birer kopyadır. İşte bu kadar, çünkü bu hikaye karakter bazlı bir hikaye, herhangi bir olay derinliği olmayan, karakter bazlı bir hikaye. Aslında hikayesi de var diyemeyebiliriz. Sürekli savaşmanız ve 100 puana ulaşmanız gereken bu oyunda tüm insanı değerlerinizden vazgeçmeniz lazım. Mantığının sadece Gantz tarafından sana verilen hedefi yok et kafasında olan bu anime, sadece bir kaç bölümü olsa tatmin duygusunu verebilirdi. Ölüm söz konusu olduğu için bir sürü karakter görüyoruz ama ana karakterlerimiz dışında bunlar hiçbir zaman öne çıkamıyor fakat zaten az bölümü olan bu animede bu kadar fazla karakter koyup derinliklerini işlerken yarısında bırakıyorsunuz ve onca izlediğiniz şey bir hiçe dönüşüyor.



KARAKTERLER

Eğer hikayenizde herhangi bir olay derinliği yoksa doğal olarak karakterlere abanır ve iyi bir şekilde işlersiniz. Bu da size seyirciyi kazanma şansı verir. Peki bu hikayede karakterler nasıl? ….. Pek iç açıcı değil. Anlatacağım karakterler dışında bir sürü karakter barındırıyor Gantz ama hiçbiri konuşulmaya değer karakterler değiller. Sadece Hajime Muroto adlı bir karakter var ki, No Country For Oldman‘den beri gördüğüm en pshyco karakter olmaya aday. Gerçi bunu anime karakterleri içerisinde kıyaslamak tabii ki daha mantıklı. Bu karakter ile ilgili herhangi bir derinlik olmadığı için ayrı bir başlık altında değerlendiremiyorum. Yoksa çok büyük bir potansiyeli olan bir karakter. American Pshyco ile Fight Club karşımından çıkarılmış bu karakterin önemsediği ve kendini canlığı hissettiği tek eylem öldürmektir. Karakterin kendi içerisinde kişiliğinin bölünmesini geçtim, karşısındakini kandırmak için yaptığı harika numaraları izlemek keyif verici. Ama malesef bu karakter de yarım kalıyor. Bir de şey var ya onu nasıl unuturum tabii, köpek! Gerçekten çok gerekli, hiçbir şey yapmıyor veya herhangi bir etkisi olmuyor öylece ölüyor. Abi neden? Madem hiçbir işe yaramıyor niye koyuyorsun ki ? Ha pardon ya Kei Kishimoto‘nun vajinasını yalaması dışında herhangi bir etkileşimi yok. Ve yine bu oldukça gereksiz.

Kei Kurono

Ana karakterimiz Kei bencil ve abaza bir liselidir. Öğretmenini ve kız sınıf arkadaşlarını çıplak hayal etmek dışında tek başına yaşıyor. Herhangi ideali olmayan sığ bir karakter. Kafası sadece cinsellikte olan “seks!” diye bağıran bir adam. Sadece çocukluğunda havalı olmuş arkadaşlarını kendisine özendirmeyi başarabilmiş yegane karakterdir. Sanki kendisi yeterince abaza olması yetmezmiş gibi sınıf arkadaşları, özellikle kızlar “Öğretmenim! Kei yine ereksiyon geçiriyor!!” diye aptal aptal konuşuyorlar. Kendisiyle aynı adı taşıyan Kei Kishimoto ile beraber yaşayıp onunla bir ilişki yaşamayan ve bundan dolayı çıldırma seviyesine gelen biri. Kei sapık olduğu kadar şiddete meyilli bir birey. Normalde çekingen ve de korkak olan biri fakat Sei ile yaptığı seksten sonra karakter bir anda coşuyor. Adam bir anda 30 level atlıyor resmen.. Yani bu mu? Tek bir seks ile işler çözülüyor, karakter bütün odağını işine verip çatır çutur uzaylı öldürüyor. Ama bu Kei’in asıl sıkıntısı şu ki herhangi bir amaç gütmüyor. Karakter kendisinin bir sonraki hedefi nedir bilemiyorsun.



Masaru Kato

Heralde izlerken en çok sıkıldığım karakter buydu. En çok sevdiğim karakterlerden biri Batman’dir. Ve öldürmeme kuralının çok yerinde ve de doğru olduğunu düşünüyorum. Ama Kato bunu yaparken gerçekten bunaldım, gereksiz öldürmeme üzerine girdiği krizlerde bunaldım yani. Ve kendisinin tek bir amacı var, ama en azından bir amacı var. Bir kardeşi var ki geri dönmek için kendisini paralıyor, dramalardan dramalara giriyor ama abi bunu o kadar sıkıcı işliyor ki! Yeter diye bağırasım geldi, bu sahneleri atlamak istiyorum ama bu konuyu nereye bağlayacaklar diye merak ediyordum fakat Kato öldükten sonra kardeşi ile ilgili drama bir anda yok oluyor. En azından kardeşini Kei’e emanet et be. Hani o kadar yapılan “Kardeşime dönmem lazım, hayır kesinlikle döneceğim!” gibi gereksiz sekanslara niye girdiniz? Adam öldü kardeşi de yok oldu. Bu nasıl iş? Bir de gereksiz bir lider tiplemesi yapılmaya çalışılmış ama ellerinde patlamış.

Kei Kishimoto

Yani bu karakter ile ilgili konuşmak istemiyorum aslında, bu kadar gereksiz ve boş bir karakteri nasıl yan karakter yapabiliyorsunuz, anlamıyorum.  Katoya kendisine sahip çıktığından dolayı aşık. Kendi bileklerini keserek intihar ediyor; evi, ailesi, arkadaşları olamayan biri olarak yaşamaya devam ediyor. Bu karater için ilginç olan tek bir şey var o da orijinal Kei’nin hala hayatta kalması fakat bununla ilgili herhangi bir sonuç veya açıklama yok. Kesinlikle vârolan gizemi ilerleyen bölümlerde yok oluyor. Ve tamamiyle fan servis için yaratılmış bir karakter, yani sadece büyük göğüslere sahip bir aptal. Kei ile beraber kaldığı sırada kendisinin evcil bir hayvan olarak görmesini rica ediyor. Kei’de bir ilişki yaşayabilme ihtimaline karşılık bu isteğini jet hızı ile kabul ediyor hatta aynı gece markete gidip kendini kondom alırken buluyor. Ve bu karakter öldüğünde “Sonunda be! Öldü sonunda,” dedim.



Joichiro Nishi

Geldik benim favorime, gerçekten hayatta olan ve tek bir hedefi için önüne çıkan herkesi öldürmekten çekinmeyen orta okul öğrencisi Nishi! Gerçekten boktan bir hayat yaşamıştır kendisi. Babası evsizin tekidir. Annesinin kendisini öldürmesi ile sarsılıp intihara sürüklemiş biri. Fakat Nishi bundan önce de çok pislik bir çocuktu. Kedilerin kafasını kesip odasında saklamasıyla miğdenizi bulandırabilecek bir karakter. Ve olay öldürmek olunca Gantz evreninde bayağı iyi işler çıkartan biri ve kendisi dışında hiç kimseyi önemsemeyen takım arkadaşlarının ölümüne izin verip kenardan izleyen bencil herifin teki. Kendi ölümü ise bayağı ironik; takım arkadaşlarından yardım dilerken yüzüne darbe yiyor ve kan kaybından ölüyor. Evet kendisi çok boktan bir kişiliğe sahip biri ama emin olun bu animede Nishi dışında ilginç bir karakter yer almıyor. Evet, mangası bir sürü değişik ve sorunlu karakterler barındıryor ama bu karakterler animede gözükmediğinden dolayı onlardan bahsetmeyeceğim. Ve ölmesine üzüldüğüm tek karakter oldu kendisi, yani Kei’i öldürün ama Nishi’ye dokunmayın diye bağırmak istedim. Ama yazarlar ilginç bir karakteri öldürerek tüm havayı mahvediyor. Anime devam etseydi belki de görebilirdik ama animenin 2 sezon olması umutlarımı adeta bir jiletle kesiyor çünkü Gantz’ın 100 puan menüsü şunlar vardır; 1- Hafızanız silinip özgür kalırsınız. 2- Daha güçlü bir silah kazanırsınız. 3- Ölü bir kişiyi diriltebilirsiniz. Bu 100 puan kuralı Nishiyi döndürmek için çok güzel bir bahane olurdu.

Sei Sakuraoka

Angelina Jolie’nin Tomb Raider’ını al ve animeye koy. Bir karakterin görünüşü ancak bu kadar benzer yani ama bunu bilerek yapmaları da güzel ve de göz önüne sokulan bir gönderme. Sei özgür ruhlu motorcu bir ablamız. Kitapları seven ve insanlarla iyi geçinen biri. İyi bir insan olmasının yanında MMA yapan biri ve Gantz  evreninde MMA bayağı bir işe yarıyor. Herhangi bir trajedi yaşamamış veya ilginç bir olaya şahit olmamış. Bu karakter de fan servisi yüzünden harcanıyor. Maalesef bu animede büyük göğüslere sahip bir kadınsanız sonunuz ölüm oluyor. Final boss karşsında iyi bir efor sarf etse de ölümden kurtulamıyor.



Atmosfer

Böyle bir dünyada yaşasaydım 20. dakikasında ölürdüm diye düşünüyorum. Böyle bir atmosferde yaşamak ister miydim diye kendime soruyordum ama animeyi bitirince kendi yarattığı düşünce şudur ki; Gantz dünyasının normal dünya’dan farkı yoktur ve normal dünya’nın da Gantz’tan bir farkı yok. Normal dünya’da verilen emir doğrultusunda askerler hedefi sorgusuz sualsiz yok eder. Ve Gantz’ın uzaylıları öldürme emri de aynıdır. Herhangi ahlaki bir değer veya psikolojik tartışmaya da yer yok. Sadece git ve öldür.

 

Metafor

Gantz insanların her zaman aptal gibi inandığı, varlığını kanıtlıyamadığı halde inanmaya devam ettiği o aptal tanrı. Hele bir rahip bölümü var ki izlerken çok eğlendim. Öldüğü halde hala kendi kafasındaki yarattığı şeye inanmaya devam eden ve gerçeği kabullenemeyen tek kişi. Ve etrafındaki kişileri hemen kandırıp Buddha’ya tapmaya başlıyorlar. Ve finalindeki manada insan hayatının döngüden başka bir şey olmadığını ve dönüp dolaşacağın yerin yine kendi sonun olduğunu söylüyor. Aslında ölümün bir son olduğunu değil, sadece değişimin kendisinin olduğunu belirtiyor. Hiçbir şey bitmez her şey değişir tadındaki finalle güzel bir his ile veda ediyorsunuz. Ama sorunu şu ki tatmin olamıyorsunuz, anlattığı onca şeyi koca bir karanlığa bırakıyor.



Sıkıcı sekansları çıkarılsa muazzam bir anime olabilirmiş. Potansiyeli çok fazla olan bir anime fakat karakterlerin amaçsız olması ve finalinin sönük olması kendi puanının düşmesine sebep oluyor. 7/10 rahat bir şekilde alır ama kendi içindeki problemleri olmasa 8,5‘u zorlar. Animesi kısa olduğu kadar mangası da bir o kadar uzundu. Mangasını internetten veya satın alarak okuyabilirsiniz.



Animeden kareler;

Bonus! Anime ve Manga karşılaştırılması.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir