Hiçliğin İçerisinde – Justice League: Crisis on Two Earths – İnceleme

Elimden geldiğince spoilersız anlatacağım fakat Justice League: Crisis on Two Earths öyle bir çizgi film ki izlediğiniz bütün JL çizgi filmlerini unutun! Yapılmış en iyi JL çizgi filmidir! Karakter derinliği, olay örgüsü ve konseptleri ile harika bir seyir zevki sunuyor. Ama filmde tahmin edebileceğiniz bir karakter bozuyor ki.. Az kalsın bütün büyüyü bozuyordu ki bana göre bozuyor ama genel izleyici kitlesinde bir sorun yaratacağını düşünmüyorum. Ve sizi temin ederim ki görebileceğiniz en iyi villian bu hikayede! Ve tam anlamı ile cuk oturmuş..

PLOT & CRIME SYNDICATE

Bir paralel evrende kahramanların ve kötülerin yer değiştirdiği evrende justice league ekibi tamamiyle kötü tarafa geçmiş ve bir mayfa ağı oluşturulmuş. Kendilerine Crıme Syndicate diğen bu ekip amerikayı ele geçirmiş hatta Amerikan başkanı Slade Wilson’ı bile avuçlarının içine almıştır. Evet Deathstroke Amerikanın başkanı olduğu bir evren. Bu evrenin Justice League üyeleri ise Lex Luthor, Jester, Riddle ve Three-Face. Hikaye Lex’in kendi Justice League üyelerinin ölüp başka bir paralel evrene yolculuk edip bizim bildiğimiz Superman, Batman ve Wonder Woman’lı Justice League ekibinden yardım ister. Elbette Batman dünya’da kalmayı tercih edip olası suçlara karşı birilerinin burada kalmasını ister. Ama Superman’in liderliğinde bütn Justice League üyeleri paralel evrene doğru yola çıkarlar ve kendilerinin tam zıttı olan Crime Syndicate üyeleri Ultraman, Owlman, Superwoman, Johnny Quick ve Power Ring çarpışmaya hazırlanırlar. Fakat Aquaman, Black Canary, Red Tornado, Firestorm ve Black Lightning henüz JL üyeleri değil. Olay Luthor ve Jester’ın Quantum Trigger’ı Crime Syndicate’ın ana karargahından çalması ve çalan alarm üzerine Jester’ın kendini J’edd J’arkus ve Angelique ( Martian Manhunter ve Hawkgirl‘in alternatif halleri.) havaya uçurur ve Luthor paralel evrene kaçmayı başarır. Luthor dünyaya geldiğinde hemen bir polis karakoluna gider fakat normal dünya’da ki Lex doğal olarak kötü olduğu için ortalık karışır ama Superman hemen karakola gidip anons’un doğrulunu kontrol eder. Kal’ın x-ray görünümü ile Luthor’ın organlarına bakar ve organların tam tersi yerinde olduğunu görüp onun paralel bir evrenden geldiğini doğrular. Superman Luthor’u Watchtower’a götürüp Syndicate’i nerede ve nasıl tehdit oluşturduklarını sorar. Luthor Kuantum Tetiğini dünya’da ki Watchtower’a saklar. Ve Crime Syndicate’in suçlarını sonsuza kadar bitirmek için paralel evrene doğru yola çıkarlar. Hikayenin devamını ve de sonunu söylemek istemiyorum çünkü gerçekten bu çizgi filmi izlemenizi şiddet ile tavsiye ediyorum! Fakat bu çizgi film’de diğerlerinde olmayan bir şey var, bir karakter var ki daha önce ki bütün Justice League çizgi filmlerinden Crisis on Two Earths’ü çok ayrı bir seviyeye çıkarıyor.


OWLMAN

Owlman hikayenin gerçek düşmanı olarak karşımıza çıkıyor ve sunduğu karakter derinliğide ağzımızın sularını akıtıyor. Son derece zeki, hızlı ve de ölümcül bir karakter. Şuana kadar ki bütün villianların yapamadığını yapan bir portre sunuyor. İstikrarlı ve yoluna kimsenin çıkmasına izin vermeyen bir karakter olmasının yanı sıra felsefeye sahip yegane bir villian kendisi. Hatta daha ileri gidip Ra’s al Ghul’dan bile daha üstün olduğunu idda ediyorum. Ra’s ile aralarındaki en büyük fark şudur ki, Ra’s’ın felsefesi yaşam üstüne kuruluyken Owlman’nin felsefesi ölüm üzerine kurulu. Nihilism Owlman’i yaratmıştır ona tek amacın ölüm olduğunu göstermiştir ki ölümden korkmayan aksine onu isteyen bir karakter olmasıda ona karşı oluşan tehlikeleri etkisiz bırakıyor. Burada Owlman’in bir anda nasıl hikayenin nasıl main villianı olduğunu anlatmak lazım. Kuantum tetikleyicisini ele geçirip paralel evrenlerde “Earth Prime” denilen ilk ve bütün evrenlerin kaynağı olan dünyayı yok edip bütün gerçekliği öldürmeyi hedeflediği için kendisini hikayedeki en tehlikeli karakter yapıyor. Owlman’nin gerçekliği öldürmek istemesinin mantığıda yine nihilisim’den kaynaklanıyor. “Verdiğimiz her karar anlamsız. Çünkü paralel evrende bir yerde yaptığımız her seçimin tersini yaptık. Biz bir hiçiz. Hiçten bile azız.”  Diyerek beni tam kalbiminden vurdu. Fakat izleyince anlayacaksınız bu karakteri doğa üstü olsun olmasın hiç bir karakter durduramaz. Spoiler olmasın diye yeri ve zamanı söylemeyeceğim ama özellikle fanların abartması ile son zamanlarda durdulamaz olan Batman’nin temelleri bu çizgi filmde atılmış, Batman sırf  Batman  olduğu için Owlman’i alt edebiliyor yoksa Batman’nin Owlman’e karşı hiç bir şansı yok. Kesinlikle Owlman herhangi bir darbe almadan Batman’i alt etmeyi bırak öldürür ama sevgili yazarlarımız Batman’in karizması yıkılmasın diye kavgadan galip getiriyor işte filmin en büyük sıkıntısı bu. Birde söylemeden geçemeyeceğim, hayatımda duyduğum en kötü Batman seslendirmesiydi hayır yani illa Kevin Conroy seslendirmek zorunda değil ama daha karizmatik veya oturaklı bir ses sanatçısı bulamadınız mı yani.. Batman bu filmde sadece Batmanliğini yapıyor, herhangi özel bir şeyi yok klasik Batman. Owlman ise bu filmin yansıttığı en iyi karakter.

Kesinlikle izlediğinize değecek bir film ve felsefi olarak çok zengin bir içerik barındırıyor. Hikayeden çok metin filmi zirveye çıkartıyor. Ve gerçektende daha iyisi yapılana kadar en iyisi budur! 9/10 hak eden ve de hakkını veren bir animasyon.

Animasyondan kareler;

Sitemize destek vermek ister misiniz? Buraya tıklayabilirsiniz
https://www.patreon.com/geekkafe

Pelerin Dergi – Şubat 2018 #6

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir