DC: House of Horror İncelemesi!

DC, Cadılar Bayramı için durmuyor ve bugüne özel bir çizgi roman sayısı çıkartıyor:

DC: Korku Evi!

Bu çizgi roman, DC’mizdeki bir çok karakterin canavarımsı hallerini döküyor.

Çizgi romanımız Smallville, Kansas’a uzay gemisi türünde bir şeyin düşmesiyle başlıyor. Martha Kent, Jonathan ve kocasını beklerken geminin düşmesiyle çıkan ses onu telaşlandırıyor, bir süre sonra kendini sakinleştirmeye çalışıyor.

 

Evden gelen gürültülü sesler Martha’nın dikkatini çekiyor ve Martha sese doğru ilerliyor… Çoğu korku filminde de böyle ölmezler mi zaten?

Aniden çatıdan direk evin içine bir yaratık düşüyor, Kurtadam’ın daha küçük, daha güçlü ve daha  Superboy hali. Evet, Jonathan Kent. Canavar Martha’ya sert bir şekilde saldırıyor, güçlü annemiz Martha, izlediği korku filmlerinden dolayı rüya gördüğünü sanarak canavara bağarıyor ve ne garip ki canavar aniden ortadan kayboluyor. Martha gidebildiği kadar hızlı giderek arabasını çalıştırıp kaçmaya çalışıyor ama maalesef sonuç, Jonathan’ın onu arabayla alıp, fırlattıktan sonra o acıyla çekip gitmesi oluyor.

  

Çizgi romanın bir sonraki bölümüne geçtiğimizde, 4-5 arkadaş, garaj satışından alınan Ouija tahtasıyla ölü ruhları çağırmaya çalışıyorlar, bu bölümün göze takılmayan ama “Heyt DC be” diyebiliceğimiz taraflarından biri, arkadaşlar hangi ölmüş insanın ruhunu çağaralım derken Heath Ledger’ın isminin geçmesi. Bu bölüm biraz throwbackli, o yüzden sıraya sokup yazsak daha iyi olur.

 


Jay yani bu bölümdeki başrol karakterimiz olayı saçma bulurken içine kötü bir ruh giriyor ve odadaki tüm arkadaşlarını öldürüp kaçıyor, önüne kim çıkarsa katletiyor. Aynı şekilde bir polisi de katlettikten sonra onun kıyafetini ve meteryallerini alarak yoluna devam ediyor. Birinin evine giriyor ve oranın sahibini de katlettikten sonra lavabo aynasının karşısına geçiyor… Wonder Woman!

 


Not:  Yazar olarak şu dili cinlerin kullandığı sembolik diller hariç diğer dillere çevirdim, kelimeleri teker teker farklı dillerde çevirdim, tersten okuyup bir şeyler çıkarmayı denedim ama pek bir sonuca ulaşamadım…

Yine bölüm değiştirdiğimizde ilk olayımız cinayet oluyor. Chuck isimli bir adam sevgilisini(?) katlettikten sonra arkasında beliren hayalet, bildiğimiz Harley Quinn! Chuck, Arkham Aslyum’da çalışan bir görevli, ve belli ki ya bu durum ya da durmadan gördüğü Harley Quin hayaleti psikolojisini oldukça etkilemiş.

Chuck ne kadar kaçsa da, ne kadar koşsa da, öldürmekten kurtulamıyor, farketmeden öldürüyor ve gittikçe deliriyor. Harley durmadan ona destek çıkıp ikisinin iyi bir partner olacağını söylüyor… “Sosyopata sosyopat!”

Batman hikayesine geçtiğimizde, karşımızda aslanlar gibi duran bir Bruce Wayne yerine, artık kafayı yemiş bir Bruce Wayne görüyoruz. İki kişilikli, Joker ve Batman.


Ve içinde taşıdığı Joker daima onu rahatsız ediyor, onu delirtiyor, bir sürü throwback yaşanıyor, bunlarda Bruce’un ailesinin ölümünü,  insan öldürmesi ve çok küçükken hapise girmesini görüyoruz. “İntikam için giden adam, 2 tane mezar kazmalıdır. Biri düşmanı için, diğeri ise kendisi için.” En sonunda ise, Bruce Wayne kendi içindeki yaratığı öldürmek için intihar eder. Bence yazarların hazırladığı en iyi bölüm bu olmuştu. Düşmüş bir Kara Şövalye.


“En Karanlık Gün” bölümüne geçtiğimizde, John Constantine’in Titans’ın, Suicide Squad’ın, Doom Patrol’ün, Swamp Thing’in ve bir çok kahraman ve örgütün düştüğünü söylemesiyle başlıyor. Uzaydaki JL’ye bulunan virüsle ilgili yardım istedikten sonra, John Constantine videolu mesajda intihar  ediyor. Belli ki tüm dünyadaki insanları etkileyen bir virüs var, bir zombi virüsü gibi görünüyor. Isırık ile dağılıyor, klasik. Geçmişe döndüğümüzde, Barry, JL’nin uzay makamına ışınlanıp Hal ve J’onn’a ulaşır fakat Barry berbat bir haldedir, dünyadaki virüsü kapmış biri tarafından ısırılmıştır. Bu virüs Barry’den Bruce’a geçerek dağılır, alayı da Hal’a saldırıyor, zavallı Hal. Virüs sadece insanları(yani insan olarak doğmuşları) etkilediği için, Bruce ve Barry ölüp zombileşerek geri dönüyor fakat Diana ve J’onn virüsü kaptıkları an ölüyorlar. En sonunda, Barry, Hal’ın yüzüğü taktığı parmağını ısırarak mideye indirir, Hal dönüşürken Barry’nin üzerine atlar ve onun midesini parçalara ayırarak parmağıyla birlikte yüzüğünü geri alır ve ışınlanır.

“3 Hafta sonra, Superman, neler olduğunu anlamak için eve dönmüştü. Ölü gezegende hayatta kalmış tek kişiydi. Yine.”

Vee geldik benim en merak ettiğim bölüme… Green Arrow! Hikayede, şehir Oliver’ın beynini zehirler, ve okçumuz katil bir canavara dönüşür. Başkalarını kurtarırken, suçluyu katleden bir canavar. Artık onun ismi Yeşil Ok değil, Ok Katili idir. Dinah, sokak arkasında tecavüzün eşiğindeyken Oliver onu kurtarır ve bir kafese kapatır, Dinah çığlığını kullansa da yapamayacağını farkeder, Oliver ise onu bu kafesin içinde tutmasının nedeninin dışarısının bir lağım çukuru olduğunu söyler.

Dinah’ın o kafes içinde daha güvenli olduğunu savunur. Ama aslında Oliver saplantılı bir psikopattır. Dinah onu kandırarak parmaklarıyla gözlerini oyar ve anahtarı cebinden alarak kafesi açar,  kesinlikle burada “İşte benim kızım!” diye bağırmadım. Dinah Ok Katili’nin sığınağını yakar ve oradan çekip gider.

Bir diğer bölüm.. Two Face. Şehirde, insanların yüz derisinin birer maske olduğunu idda eden, gizli katil, şehirdeki insanların yüz derilerini elleriyle soyuyordur, Harvey Dent –işe bak ya- isimli bir dedektif, bu cinayetleri çözmeye çalışırken dev bir canavar Gotham’a saldırır, güvende olabilicekleri umuduyla insanlar kapalı stadyuma saklanmaya giderler. Fakat güzel Gotham insanları, insanlarımız bulundukları stadyumda kaos çıkrmaya devam ederler, tecavüzcüler, hırsızlar, katiller… Harvey Dent ise bir kadın ile bir çocuğun yanına oturmuştur.

Bir anda tüm ışıklar gider, geri geldiğinde ise bir hırsızın yüz derisi soyulmuş vaziyettedir, Harvey Dent olaya müdahale etmek için aşağı inecekken üstündeki kanlar farkedilir ve böylelikle kadın ve çocuğun yüz derisini elleriyle soyar. Koşarak stadyumun kapısını açtığında canavarın asidiyle yüzünün yarısı yanar.

En son hikayemiz de, şahsen benim en saçma bulduğum hikaye, Billy Batson. Bu sefer karşımızda emo bir Billy gördük. Tamamiyle emo, siyah ojeler, çim adam vari saçlar, küpeler ve badboy havaları falan. Billy bi istasyonda otururken yaşlı bir adam gelir ve ona içinde “Shazam” yazılı olan bir kağıt verir. Bunu söylemesi gerektiğini, olayın kelimede değil onun nasıl söylediğinde olduğunu söyler ve kaybolur.

İçindeki bir ses daima deri ceketinin cebinde duran kağıttaki yazıyı söylemesi gerektiğini belirtse de Billy söylemez. Bu süre içinde sevgilisinden ayrılır ve her bir dükkanda, her bir yerde Shazam’ın yazılı olduğunu görür, her yerde. İçindeki ses gittikçe büyüyüp ona karşı çıkamayınca sözü söyler… ve çizgi roman burada son bulur.

Bence bazı bölümleri harika hikayeye sahip olduğu gibi bazıları ise karaktere yarışmayacak, karaktere göre küçük kalan hikayelerdi. Sizce?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir