ARİF V 216 İNCELEME – OHHH BEE… [SPOILERSIZ VE SPOILERLI]

Şu sıralar gördüğünüz üzere Türk Sineması bazı ”şahsiyetler” tarafından çocuk oyuncağı zannediliyor. Hemen kafasına gelen fikri birkaç ay içinde çekmeleri ve üstelik şu malum kitleleri yüzünden tonla para kazanmaları işten bile değil. Eh, bu yüzden herkes Arif v 216 duyrulduğundan beri farklı bir gözle bakıyordu. Peki, bu beklentileri karşılayabildi mi ? Ben de bu sorunun cevabını bulmak için direk ilk gün, ilk seansa gittim. Cevabım ise ;



Olmuş. Vallahi olmuş. Gidin. Şu zamanlardaki çıkmış türk filmleri arasında bence en kalitelisi kesinlikle Arif v 216. Görsel efektleri sadece filmin son sahnelerinde sırıtıyor ; ki bu son sahneler Cem Yılmaz’ın isteğiyle son anda değişmiş olduğu için normal karşılıyorum. Sonuçta Hollywood kadar iyi görsel efekt yapabileceğimiz bir teknolojimiz yok. Gidin ancak hayvanlar gibi gülmeyi beklemeyin. Galiba izleyiciler hayvan gibi gülmeyi beklemediği için direk vasadı yapıştırıyorlar. Şunu bilin ki ; artık Cem Yılmaz diyince sürekli kahkaha attıracak bir adam gelmesin. Kendisi komedyen, evet ancak artık komedyen olarak değil, yönetmen olarak bizi sinemalara çağırıyor.



Oyuncu seçimleri zaten şahane, ona diyecek yok. Ben izninizle artık Spoilerlı kısma geçmek istiyorum. Filme puanım ise 9/10.

SPOILERLI KISIM BAŞLIYOR ! SPOILER İSTEMEYENLER AŞAĞIYA İNMEYİNİZ.

Film klişe ve klişe eleştirisi dolu. Tam ortaya karışık. Göndermeleri aşırı bol ki zaten fragmanını izleyenlerin gördüğü Arif’in Wolverine pençeleri çıkardığı sahnede 216’yı uzaylı olarak düşünen halka ”Biz X kişisimiyiz, niye bizi dışlıyorsunuz” diyerekten X-Men çizgi romanları ve filmlerinde Mutantların sürekli dışlanan kesim olmasına gönderme yapılmış.

Arif gene Arif. Kilo dışında pek farkı olmamış. Bir de Ceku ile Arif’in çocuklarının akıbetini de görmüş olduk. Kendisi hiç uzaylı-insan melezi gibi durmuyor. Bildiğiniz insan. Yüksek ihtimalle zekası, vs. gibi şeyler uzaylı olacak. Yani iyi tarafları.

216’nın konuşması dışında karakteristik özellikleri Yeşilçam bezeli. Bence konuşmasının da böyle olması yüksek ihtimalle aşırı doz Yeşilçamdan. Çünkü, Cem Yılmaz G.O.R.A ve A.R.O.G’daki bazı repliklerinde içinde olduğu bir uygulama yayınladı. Hepsi yeniden seslendirme, o yüzden repliklerin ruhu biraz kaybolmuş. Asıl basacağım nokta ise 216’nın replikleri eskisi gibi sayılırdı. Yani robotlarda da böyle değişimler olabiliyormuş.



Zeki Müren’in biraz kıskanç olması ve özellikle filmin son çeyreğindeki Arif ile pişti olduktan sonraki silah çekmesi falan çok değişikti. Ama Çağlar Çorumlu oldukça iyi bir Zeki Müren.

Açıkçası, filmi izlemeden önce Seda Bakan’ın karakterinin çok ön planda olmasından hoşnut değildim. Çünkü tahminimce Arif ve 216 birkaç kere zaman değiştirecekti ve Seda Bakan hep farklı karakterlerle karşımıza çıkacaktı. Ancak öyle olmadı ve kendisi tek bir karakteri oynadı. Pembeşeker’in gerçekten gözlerinin kör olmaması ve kendisinin Alev adında bir öğrenci olması beni şaşırttı. İyi bir plot twistti.

Garavel Usta’nın gözlerinin açıldığı sıradaki doktorun Garavel’in Filiz Akın’ı gördükten sonra ” Hass….r 6’lı görüyor” diyip kaçması çok komikti. Garavel Usta’nın gözlerinin açılması iyi olsa da sanki karakteri biraz bozacakmış gibi duruyor. Eğer devam filmi olursa. Yoksa gayet iyiydi bence bu filmde.



Komedi filmi olmasına rağmen beni bir sahnede neredeyse ağlatacaktı. O da Turist Ömer ile Sadri Alışığın ”Kerem” ‘in sünnet düğünündeki konuşmasıydı. Turist Ömer’in ” Belki birdaha görüşemeyiz baba, o yüzden hakkını helal et” demesi beni tam kalbime ok saplanmış gibi yaptı. Çünkü biliyorsunuz ki Turist Ömer’i oynayan oyuncu, Sadri Alışığın oğlu Kerem Alışık.

Bir de Arif bu filmde azcık Deadpool’luk yaptı. Dövüşlerden birinde adamlardan birine ”Sana öyle bir vururum ki yan salona geçersin” demesi ve son sahnede konuştuktan sonra kendisinin sinema perdesinde olduğunu bilmesiyle kendisi 4.Duvarı kırdı.

Ozan Güven’in o ünlü ”Kaç yaşındasın sen?” lafı da filmdeki yerini buldu. Ben bide ” Öyle mi sorulur” veya ”Ne salak salak sorular bunlar” laflarından birini de ardından duymak isterdim doğrusu. Aynı sahnenin sonrasında Bob Marley Faruk’un küçüklüğünün gözükmesi ve bir sahnede de olsa asıl G.O.R.A kadrosunun tamamlanması bende ufak bir tebessüm yarattı.



Kaykay Kulüp sahnesinde Erşan Kuneri’nin aradığı ”Mavi Don” ‘a ulaşması ve belden aşağı olmasına rağmen güldüren sahneler hoşuma gitti. Yapılcaksa böyle belden aşağı yapılsın.

Kötü geleceğe gittiklerindeki Christopher Nolan’ın filmlerindeki karanlıklığına yapılan gönderme de beklemediğim ancak çok iyi bir göndermeydi.

Uzatmanın alemi yok. Aklıma gelenler bu kadar. Ancak filmi bir şekilde bir daha izlemek istiyorum. (Bu yüksek ihtimalle sinemada olmayacak.) Film, bence bizim Türk Komedilerinin kurtarıcısı niteliğinde. O yüzden, gönül rahatlığıyla paralarınızı verin arkadaşlar !

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir